TTB’yi Etkin, Demokratik ve Mücadeleci Bir Güç Olarak Büyütmeye Devam Edeceğiz
Türk Tabipleri Birliği’nin 78. Büyük Kongresi’ne giderken, Etkin Demokratik TTB Grubu olarak Merkez Konseyi, Yüksek Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu adaylarımızı kamuoyuna tanıtmak üzere bir aradayız.
Bir arada olduğumuz bugün, dünya; savaşların, antidemokratik yönetimlerin, yoksulluğun, açlığın ve sağlık hakkına yönelik müdahalelerin giderek derinleştiği bir dönemden geçiyor. Bölgemizde savaş tehlikesi süreklileşirken, ülkemizde de hukuksuzluk, kayyum, butlan hayatı esir almış durumda. Ana muhalefet partisinin yargı müdahalesine maruz kalması, belediye başkanlarının tutuklanması, belediyelere kayyum atanması, grevlerin yasaklanması, emekçilerin tepkilerine yönelik tahammülsüzlük ve şiddet, içinde bulunduğumuz siyasal tablonun açık göstergeleridir.
Hekimler olarak bizlerin ve tüm yurttaşların sağlık ortamına dair beklentileri bu siyasal tablodan bağımsız değildir. Sağlığı tüm bileşenleriyle birlikte düşündüğümüzde; savaş kışkırtıcılığının, ekolojik yıkımın, gelir adaletsizliğinin, barınma ve beslenme sorunlarının karşısında olmak zorundayız. Bugün ülkemizde kamusal bir sağlık politikasından söz etmek ise imkansız hale gelmiştir. Sağlık Bakanlığı, sınırlı sayıda hastane açmayı sağlık hizmeti sanmakta; koruyucu sağlık hizmetlerinden tıp fakültesi hastanelerine, birinci basamaktan acil servislere kadar sağlık alanının tüm kademelerinde büyük bir kaos yaşanmaktadır. Meslektaşlarımıza ve halkımıza reva görülen beş dakikalık sağlık hizmetidir. Aylar sonrasına verilen randevular, nitelikli sağlık hizmetine erişimin önündeki engeller hem hastaları hem de hekimleri tüketmektedir.
Hekimler ise kamu hastanelerinde de özel sağlık kuruluşlarında da mesleki özerkliklerine yönelik müdahalelerle, performans baskısıyla, şiddetle, güvencesizlikle, ağır iş yüküyle ve giderek düşen ücretlerle karşı karşıyadır. Hekim emeği değersizleştirilmekte, iyi hekimlik değerleri aşındırılmakta, genç meslektaşlarımız geleceğe güvensiz bakmaya ve ülkeyi terk etmeye zorlanmaktadır. Özel sağlık alanında muayenehanelere, küçük sağlık kuruluşlarına ve hekimlere kısıtlamalar getirilirken, büyük zincir hastanelere ve sermaye gruplarına kolaylıklar sağlanmaktadır. Böyle bir ortamda Türk Tabipleri Birliği’nin bugün her zamankinden daha büyük bir sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.
Bizim açımızdan TTB seçim süreçleri yalnızca aday listelerinin belirlenmesi, tanıtımı ve üzerine müzakereleri içeren bir süreç değildir. Asıl mesele, TTB’nin önümüzdeki dönemde hangi mücadele programıyla ve hangi toplumsal sorumlulukla hareket edeceğidir. TTB’nin gerçek gücü tabip odalarından, çalışma gruplarından, komisyonlardan, kolların üretiminden, sahadaki emekten, bilimsel raporlardan, G(ö)REV eylemlerinden, kongrelerden, çalıştaylardan, etik kurullardan ve ülkenin dört bir yanındaki hekimlerin ortak sözünden doğar.
Etkin Demokratik TTB Grubu olarak bizim yönetim anlayışımızda tüm beklentiyi ve sorumluluğu birkaç kişiye bağlamak yoktur. Biz TTB’yi en küçük tabip odasından en büyüğüne, tabip odaları komisyonlarından çalışma gruplarına kadar tüm kurul ve bireyler arasında eşit ilişki üzerine kurarız. Kolektif yönetim, örgüt içi demokrasi, cinsiyet eşitliği, gençleşme ve bölgesel temsiliyet bizim için vazgeçilmez ilkelerdir.
Bu ilkeler ışığında, TTB’nin kurullarına cinsiyet eşitliği kotasını getirmek için uzun yıllar mücadele eden ve bunu örgütsel pratiğinde gerçekliğe kavuşturan kadın hekimlik geleneğimizle, Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kurduğumuz eşitlikçi ve çoğulcu örgütlülüğün doğal sonucu olarak, tüm bölgeleri kapsayan bir listeyle TTB seçimlerine giriyoruz.
Sonuç olarak TTB hekimlerin yegâne meslek örgütüdür; hekim hareketini güçlendirmek, hekimlerin demokratik ve özlük haklarını savunmak ve geliştirmek temel sorumluluğumuzdur. TTB’yi hekimlerin ve toplumun gözünde her daim güçlü ve güvenilir kılan da örgütümüzün aynı zamanda toplumsal sorumluluklarından geri durmamasıdır. Bu anlayışla, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki demokratik hekim hareketlerini birbirine bağlayan; kamucu, toplumcu, laik, eşitlikçi ve barışçı bir hekimlik hattını TTB’de güçlendirmeye devam edeceğiz. TTB’nin kendi ilkelerine ve birikimine yaslanan bağımsız çizgisini büyüteceğiz. Kadınların ve LGBTİ+’ların ayrımcılığa uğramadan sağlık hizmeti alabilmesini, göçmenlerin sağlık hakkını, anadilinde sağlık hizmeti savunusunu, yoksulların, çocukların ve yaşlıların korunmasını Hekimlik Andı’nın bize yüklediği sorumluluklar olarak taşımayı sürdüreceğiz.
Etkin Demokratik TTB Grubu olarak tüm meslektaşlarımızı Hekimlik Andı’nın evrensel değerleri etrafında birleşmeye, TTB’nin mücadeleci, demokratik ve toplumcu çizgisini birlikte güçlendirmeye çağırıyoruz.
Emek bizim, söz bizim!